Hogwarts'tan mektup neredeyse geliyordu...


Sabah sabah yine afyonum patlamadan bisiklete atlayip patlayan tek şeyin afyonum olacağını umarak işin yoluna koyulmuştum. yolda markete uğramış, bedava capuccinomu almış, evde bir şey unutmadigimdan, kiyafetlerimi ters giymedigimden emin (ki kahramaniniz onbes dakika icinde bu konuda husrana ugrayacakti) bir bicimde kendimden maksimum memnuniyetle ise vardim, bisikletimi kilitliyorum.

Birden tepemden bir sey gecti. Bir sey diyorum cunku nasil desem, hani yaban hayvanlarinin, etrafta gormeye alistigimiz sehirli veya domestik hayvanlarda olmayan asi bir durusu vardir ya, buyulu bir hareket kabiliyetleri vardir, boyle apisir da bakar insan; aha iste tam da onu fark ettim orumcek ic gudulerimle. Bu tepemden gecen normal bir yaratik degil!!

Bir de bu kadarla kalsa iyi. Bu yaratığın çıngırakları var dostlar. Çıngır çıngır ötüyor namussuz. Hayır size atmosferi tarif edemedim. Sabahın körü, saat yedi buçuk. Etraf kapkaranlık. IT binasının kampüsün medeniyete en uzak mevlaya en yakın kısmında olduğunu unutmayalım. Kimse yok. Başladım euzu billahii minna şeytaniiii raciiimmmmm diye ağlaşmaya kiiii hop bisikletle bir arkadaş daha geldi. Adamın adını bilmiyorum ama o da IT'de çalışıyor. Sarılacağım adama oh be iyi ki geldin. Bu ne, bu neee (what is this, what is this) diyorum. Allahım o bir KARTALmış. Eagle dedi adam ya!! Bizim koskoca üniversite, bu ceberrut yaratığı güvercinleri ve martıları kovalasın diye tutuyormuş böyle sabahın köründe ki, herifler yuva yapıp oraya buraya sıçmasınlar.

Ya sen koskoca üniversitesin iki tane kıçı boklu güvercinden ne istedin diye söylene söylene içeri geldim. Hayır gerçekten üstümden geçen o çıngırak sesi ve kocaman kanatlı hayvanı düşündükçe fark ettim ki bayağı bayağı korkmuşum. Gece yatmadan önce The Bear and Nightingale'i okumuştum, ormanda geçiyor canavarlı manavarlı sonu. Tövbeler tövbesi kafam temelli gitti sandım bir an ya, bildiğin bir yarım saniyeliğine de olsa dedim ki aman Allahım sihirli büyülü kitapları okuya okuya Hogwarts'tan mektup nihayet geldi, geldi de kartalla mı geldi? ***Gene hüsran***

Ofise yerleştim.İş arkadaşlarımın muhabbeti 'eğer fahişelik yapsak kaça gideriz' Allahım kınamak istiyorum ama o kadar komikler ki gülmekten geberdim. Is this the real life or fantasy? Evet sonra onları online dating mi daha kötü yoksa fahişelik yapmak mı temalı bir sohbet içinde bırakıp tuvalete gittim ve bunun fantasy değil gerçek hayat olduğuna emin oldum. Çünkü t*shirtümü ters giymiştim. FANTASTIK hıkayelerde kahramanlar t*shirtlerini asla ters giymezler dostlar. İşte bir cadı, bir büyücü olmak yerinee gerçek hayatta figuran olarak takılıyorum! Peh! 

You Might Also Like

2 yorum

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. how do you know i have a guzel kalp or not?

    YanıtlaSil

en derin düşüncelerini dök bebeğim