We love Berlin!

Berlin'i çok seviyoruz. Mehmet'teki Almanya sevgisi bitmez zaten. Berlin özgür, dinamik, kozmopolit ve yaşayan bir şehir. Saat 5'te hayat bitmiyor. Renkli, karışık. Londra'dan küçük ama Londra'nın hantallığı yok.  Herkesin ingilizce konuşması da cabası :)

İlk kez 2015'te ekimde gitmiştik. Ama o zaman Kapiş çok küçüktü ve çok küçük bir alanı gezebilmiştik. Bu sefer bayağı doyduk Berlin'e.

Ekim sonu yaptığımız bu gezinin yazısını anca şu an yazaibliyorum. Anılar kafamda tam silinmeden fotoğraf ağırlıklı bir anlatıma geçecegim.


Berlin'de tüm şehir adeta 2. dünya savaşının açık hava müzesi gibi. Kafayı çevirdiğiniz her yerde minik bir anıt , heykel, yazı görmek mümkün. Şehrin ortasında iki büyük anıt var. Birisi Soykırım anıtı(aşağıda fotoğrafı var) ikincisi de SS'lerin polis merkez binalarının vs. yer almış olduğu 'Topography of Terror' anıtı/müzesi. Buraya giriş bedava. O binalar yıkılmış ama temelleri duruyor ve Almanlar geçmiş günahlarını oldukça bonkör biçimde listelemişler.

Sinir bozucu grilikte tam da olması gerektiği gibi soykırım anıtı.

Salvador'cum çok isterdim ama kim kaybetti ki ben bulayım senin beynini gülüm..



Seviyoruz merkez!

  Retrodur Alamanilleri 

Şehrin her yerinde görülen renkli su boruları beni benden aldı

Checkpoint Charlie - Doğu Batı almanya 


Baktım ama gördüklerimi anlamlandırmakta zorlandım. Baktım, baktım. Fotoğrafını çektim.


Modern sanat dedikleri 


İngiltere'de bu graffitiler, stickerlar yok. Ben bayılıyoree! En güzel sanat sokakta.

O kilise bu kilise... adını unuttuğum bir kilise.


Türkler ve türkçe kaçınılmaz olarak her yerde.

Alexanderplatz'in oradaki kule. Ay adı neydi bunun?

aynı yerdeki zıplangaçlar.


Old town

Berlin demek ayı demek ama bunun öyküsünü bilmiyorum.

Şokolaaadeeen


St George mu bu Dragon mu slay ediyor lan yine:

Şaşırtıcı biçimde family/cargo bike yogunlugu olan bir şehir Berlin. Whingwizz diye bir dükkan bulduk. Şahane Butchers ve Urbanarrow bikelar vardı. Nasıl almak istedik anlatamam. Çünkü döndükten sonra Kapişi taşıdığımız bike'ı yenileyecektik. (Nihola aldık)
Ama İngiltere'ye deliver etmelerine rağmen alamadık çünkü bu bisikletin bakımını 'bir bilenin' yapması çok önemli. Burada schoolruncentre diye bir yer var ve onlar Nihola ve Bakfiets satıyor, bakıyor, mecbur onlardan aldık.

S-bahn treni ve urbanlığın dibi.


Şimdi bu muhitin adını unuttum ama eski bir havalimanını park yapmışlar. Yazın burada eventler oluyormuş. Lovely ingiliz parklarına alışmış biri olarak burayı çok dızlak ve boş buldum. Ulan insan oraya iki çiçek, ağaç eker.. 

Aynı muhitte yürürken ciciler cicisi bir kafe bulduk. Fatma und Frida. 
Resimde Fatma'yı görüyorsunuz. MEnüleri şahane! Çeşit çeşit menüler var, her biri bir insan ismi. Biz galiba Atilla ve Fatma 'dan yedik. Vegan çeşitleri de vardı. Oralardaysanız muhakkak gidin. Çok şekerler..




 Aynı kafede wiggle ederken..

Güzel bir geziydi. Tiergarden a çok yakın bir yerde kaldık. Berlin'i seviyorum. Yine gitmek isterim :)

You Might Also Like

1 yorum

  1. berlin'i ben de çok seviyorum. 13. fotoğraftaki yanlış hatırlamıyorsam televizyon kulesi. geçen yıl gittiğimde şehrin neredeyse her yerinden görünen bu kule, beni paranoyak yapmıştı, hangi sokağa girersem gireyim hepsinde bir yerlerden bu kule görünüyordu. az kalsın hareket ettiğine inanacaktım :D

    YanıtlaSil

en derin düşüncelerini dök bebeğim