ilkokul: bir loserlık hikayesi part 2 : Veli Toplaşması

Çocuk yaparken aklımda, bebek bezi değiştirme,  geceleri uyanma, çocuğu öldürmeden büyütme gibi korkular vardı. Çocuğun çok da büyümeden, henüz 4 yaşındayken beni sosyal çevrelere girmek zorunda bırakacağını, kendi arkadaşlık etmek istediğim insanları boşverip onun anlaştığı çocukların anneleri ile görüştüreceğini falan hiç düşünmemiştim. Bu benim naifliğimdir tabii. İlkokul bambaşka bir bölüm oldu hayatımızda. Didn't see that coming derler ya yabancılar, aynen öyle. Geldi küt diye indi, göremedim. Ben suçsuzum hakim bey.

Okul çok güzel (okulumuz demiyorum, diyenin de ağzını kırasım geliyor). Binası falan muhteşem. (Ya aslında önceki yazıda da söyledim ya, tamamen şans. Karşılaştığım bütün Türkler maşallah şehirdeki bütün okulların fihristini çıkarmış ama ben okulları gidip gezmedim bile.  Ben kendi popomu zor topluyorum, anca gidip yazarlardan imza falan alabiliyorum veya bir iki kursa gidiyorum. Kendi sosyal hayatımı suni teneffüs yaparak yaşatmaya çalışıyorum. Okul gezmek ne? Bu çocuğun bir de babası var. O gezmiyorsa ben de gezmem. Ayrıca bu konularda tavrım çok net. Çocuk adam olacaksa olur. Hiçbir okul sizin Bukalemunsu'yu veya Sümüklücan'ı astronot yapmayacak. Çocuk neyse o olur. Eğitim hayatım boyunca onca insan tanıdım. Hepsi de bir şeyler oldu yani. Herkes bir baltaya sap oluyor bir şekilde, çok dert edinmemek lazım.)

Neyse ben mal değneği gibi bu güzel binaya hayran hayran geziniyorum sürekli. Bugün de veli toplantısı vardı. Nereden gidileceğini de bilmiyorum. Kapiş'in oynadığı çocuklardan birinin annesinin ardına takıldık.Bu kadın da aynı ben. Hiçbir şeyden haberi yok garibimin. Sempati duyuyorum. Onun elinde bir muz, benim elimde kek. Oğlanları kattık önümüze,  büyükçe bir salona girdik. Herkes yanında çocuğu, bir sandalyeye çömdü. Beni bir titremedir aldı. Ben herkesin ayakta duracağı freestyle bir event hayal etmiştim. Benim oğlum durmaz ki burada? Kafamda hemen planlar döndü, Kapiş zaten kudurmaya başlamıştı ve yanımdan ayrılmıştı. Benim çocuğum burada yok kardeşim, bu sarıyı da tanımıyorum diye poz alacaktım. Bütün gün koşturmuşum lan iki dakika şu sandalyede huzur görsün mabadım. Ama neyse ki arpası fazla gelen bir benim oğlum değilmiş. Kaplan'dan adını sıklıkla duyduğum oğlanlardan oluşan ve Mehmet'in fantastik four tabir ettiği çetenin bir kısmı toplanmıştı. Tobi, İvan, Cespir, Kaplan. Üstüne bir de Semuil diye bir elma yanak geldi. Çocuğumun gelişmiş arkadaşlık ilişkileri kurduğunu görmekten duygulandım demek isterdim ama tam tersi. Çocuğumdan, çocuklardan tiksindim abi. Kek getirmiştim. Ay ne güzel keki paylaşıyorlar derken o paylaşma birbirinin ağzından çıkarmaya varan bir kapışmaya döndü. Sonra güzelim keklerimi yere atıp ezim ezim ezdiler. Sağa sola endişe ile bakmaya başladım, okul müdürü olacak ceberrut KİM VERDİ ULAN BU KEKLERİ diye her an her yerden çıkabilirdi. Salona girerken 'yeme içme yasaktır' yazıyor mu görmemiştim. Hayatım :

"tuvaletten yeni çıktık, eteğim çorabıma sıkışmış olabilir mi "

"ortam değiştirdik, her şeyimiz tam mı"

"Kaplan az evvel buradaydı, hala orada mı"

"Şu bana bakan kadın kim, tanıyor muyum, hassiktir adı neydi bu kadının "

şeklinde minik checkboxlarla dolu olduğu için etrafımda ne yazıyor kafamı kaldırıp bakamıyorum inanın. O an gerçekten yemek yasak mıydı, değil miydi bilememenin stresi ile baktım ki Tobi'nin cipsini yiyorum. Battı balık yan gider ulan. Tobi kendi elleri ile besledi beni de Kaplan'ı da. Annesi de önümdeki sandalyede, bizi süzüm süzüm süzdü. Cüssem o kadar minik olmasa da adeta bir muhabbet kuşu gibi Toby'nin cipslerini indirirken bir yandan da anasını dinliyorum. Diyor ki Aa Tobi evde Kaplan'dan çok bahsediyor. Meşhur kaplan demek buymuş. Gözlerimi kısmamak için kendimi zor tuttum. Neyinden bahsediyor olabilir ki Kaplan'ın. Hayır Allahtan çocuğum pek çok şey olsa da altına sıçan işeyen biri değil. Aksanına bakılırsa 2 göbek middle class bu hatunun oğluyla arkadaşlık etmesine içimden bir thumbs up yaptım. Terbiyeli çocuk Tobi, aferin oğlum kaplan, azıcık terbiye kap bu çocuktan diye düşünürken Tobi'nin cipsleri dibi gördü. Kaplan'ın kekleri de yerlere yapışmıştı. Cespir'ın muzunu da bayağı iğrenç bir şekilde artık ben diyeyim paylaştılar, siz diyin piranha gibi yediler. Üç anne (cespir'in ki de burada)  ibret tablosuna bakıp bu çocukları açlıkla mı terbiye ediyorlar, bu okulda yemek yok mu ulan diye içten içe yanıyoruz. Muzun kabuğu zavallı anaya cılız bir tenk yu eşliğinde teslim edildikten sonra, neden başlamıyor artık bu toplantı diye huzursuz titreşimler yayan anaların yanında 3 oğlan  kendilerini yere atıp 360 derece dönerek kol bacak sallamaya başladılar. Ben çocuğuma çok hareket ettiğini görünce kuduz diyorum ama açıkçası bugüne kadar kudurmanın bu karanlık yüzünü keşfetmemiştim. Yerlerde döndüler, debelendiler, birbirlerinn ayaklarına ellerine kollarına bastılar. Üstüste çıktılar, domino taşı gibi devrildiler, meksika dalgası gibi coştular. Müdahale etmeli miym, etmemeli miyim? Benim oğlum iri, çocuklardan birini cılkını çıkaracak diye ödüm koptu. Oynuyorlar mı, güreşiyorlar mı, savaşıyorlar mı bilemiyorum. İçim kalktı ya. İnsan mısınız lan siz diye haykırasım, kocaman bir faraş alıp bu kımıl zararlılarını salonun dışına süpürüp atasım geldi . Bana bunu yaşatmaya ne hakkınız var, ne suçum var lan benim. Adam gibi oynayın, bir de milletin anasına hayır benim oğlum kolunu sizinkinin burnuna sokmamıştı kazaydı diye hesap vermeyeyim. O an yanımdaki iki kadın keşke türkçe bileydi de böyle ağız dolusu vurgu yapa yapa ALLLLLAAAHHH BUNLARIN ÖĞRETMENLERİNE SABIR VERSİN deseydim diye pek hayıflandım.  Neyse nihayet toplantı başladı. Kuduran çocukların bir kısmının annesi hemen akıllı telefonları dayadılar çocuklara. Allahım keşke tableti veya bir oyuncağı yanıma alsaydım diye acılar çekmeye başladım. Kaplan yanıma koşup no ona wants to share with meeeee diye mızıklamaya başlamıştı bile. Oğlum otur izle sen de. Eve gidince oynarsın tabletinde dedim. Yok . Çaresiz, kendi telefonumu açtım ama bende de oyun yok ki hiç. Download etmeye çalışıyorum internet çekmiyor. Kaplanı da kolundan tuttum kan ter içinde çıktım dışarı. Okulda guest wi-fi  var ama şifreyi bilmiyorum. Ofise gittim şifresini sordum. Kazulet, gözlüklü bir kadın beni  şöyle bir baştan aşağı süzdü. "Hanımefendi bu okulda telefon yasak. No mobile policy  var, aha BAK" diye duvardaki print edilmiş a4 kağıdını gösterdi. Ben de durur muyum, "yani kusura bakmayın hamfendi ama, içeride veli toplantısında ne kadar çocuk varsa cayır cayır telefonla oynuyorlar" dedim. İçimde birikmiş ne kadar isyan varsa gerisin geri koynuma geri sokup, sizin policy'nize sokayım diye söylene söylene kaderime küstüm, Kapişin kafası dağılsın diye bir bahçeye çıktık. Beş-on dakika sonra içeri geri girdik ki ne görelim. Kazulet yememiş içmemiş içeri girip milleti uyarmış olmalı ki mobiller ortadan kalkmış. Almında sanki cayır cayır yanan bir İSPİYONCU damgası var. İnanın niyetim bu değildi sayın veliler, abilerim ablalarım değerkli büyüklerim demek istedim. diyemedim..zaten kimse de anlamadı muhtemelen. Ama ufak boyutta bir altıma sıçma  yaşadım yani. Zihnime de not düştüm, kime ne dediğine dikkat et, duvarıdaki kağıtları da iyicene oku! Ay tuvaletten çıkarken etek sıkışsın sıkışacaksa. Kuralları bil daha iyi. Kim napsın senin poponu dimi? Ama kurallara uymadın mı, hele ki  başkalarının uymadığını saf saf söyledin mi daha fena.


Neyse o toplantı bir şekilde üç beş çocuğun daha üstümden geçmesiyle, bir kız çocuğunun kaplan ve arkadaşlarını hizaya soktuğuna falan şahit olmamla son buldu. Çıkışta 1-2 kişi daja gelip benimle tanıştı. Onların evindeki kuduruk da benim veletten çok bahsediyormuş. Neyinden bahsediyorlar abi? Benim yavrum torbacı falan mı oldu?Neden bütün piç tipli bebeler ondan bahsediyormuş? Okulda ne yaptınız diyorum yanıt hep aynı: hiç. Bunun kreşte de yanıtları aynıydı. Ne yaptınız? Hiçbir şey. Bir gün kreşteki bekleme odasında saf saf beklerken resimlerden birine gözüm ilişmişti. Aman allahım elf gözlerim ne görsün, Kaplan kocaman sarı bir yılan tutuyor. Piton gibi bir şey. LAN OKULA YILAN GELMİŞ, TUTMUŞSUN ALLAHSIZ ÇOCUK. Bundan daha ilginç annene babana anlatacağın ne olabilir? Okula göktaşı mı düşmesi lazım, zombiler mi saldırmalı? Adamın okuluna yılanlar gelmiş, yılanı tutmuş sevmiş gelip bize anlatmadı it oğlu it. Böyle bir çocuğun zaten okul yansa bana anlatacağından umudum sıfır. üzerine dinleme cihazı mı koymalı ne yapmalı. Torbacılık yapmaya falan başladıysa malın iyisinden bize de ayırsın. Zaten kafamnız kıyakmış gibi geziyorum habire, bari yaşadığım bu titreme anlarından zevk alır, ılık bir esintideymiş gibi chillax olurum.

You Might Also Like

3 yorum

  1. Bence sen Kaplan'ın okul maceralarını yazı dizisi yap, fanları olur valla :)))

    YanıtlaSil
  2. Yazınızı hönkürerek okudum,direk kendimi gördüm.'Allah sağlık versin' kısmını ekleyen bir türk anasıyım ama özellikle akşam saat 10 , ikisi de hala evde koşturup koltuklara atlayıp anlamadıgım sesler çıkarırken ,elimde kahvem onlara bakıp' bari biri kız olaydı iyiydi sanki ' demiyor muyum diyorum :)
    Benimde okulda naptınız sorusuna 'faaliyettt ' dışında cevap alamadığım düşünülecek olursa hislerime tercümansınız, sağolun varolun :)

    YanıtlaSil

en derin düşüncelerini dök bebeğim