Ana içeriğe atla

1 haftasonuna 4 etkinlik - dinlenmek mi? o da neymis.

Guyana'dan selamlar.

Sanirim ikinci bir cocuk yapmayisimin nedeni cocugum oldugundan beri hayatimin her gununun tek kelimelik ozetinin Azer Bulbul sarki isimlerine denk gelisi.
Kaderim bu. Ya dardayim, ya zordayim, ya da ikimize birden yukleniyorlar.  Bugun cok degil 1 saat kadar once basimdan gecenleri su an yazmazsam kesin unuturum.O yuzden yazayim dedim.

Sabah toplantisindayim bir saat once. Daily Stand-up.
Masa ve sandalyeler onumuzde duruyor ama biz oturmuyoruz ayakta duruyoruz.
Ben hastayim. Geberiyorum. Bedenim adeta kar olmus yagiyor. Yok ya, kar cok romantik ve elit kalir benim halime kiyasla. Sulu sepken gibiyim.
Cocuk hastaydi haftasonu, iyilesti ama allahin belasi mikroplar dururlar mi, ev ahalisini gezmeye basladilar dunya turu yapar gibi.
Neremden girdiler neremden ciktilar bilmiyorum. Terliyorum,sirtim at cignemis gibi aciyor, onumde duran sandalyeye hasretle bakiyorum, suya egilen salkim sogut gibi egildikce egiliyorum ama oturamiyorum. Stand-up toplanti konseptini icat edenin yedi sulalesine hanimefendiligime hic yakismayacak seksist kufurler sayiyorum. Oturmaya hasretim. Dokulecegim yere, icimde firtinalar kopuyor. Video konferans yaptigimiz icin ekranda bizim oda da gorunuyor, masallahim var, suratim kipkirmizi BURAYA PARK EDILMEZ isareti gibiyim resmen.
Bir de sirayla herkes ne yaptigini anlatiyor ya allah kahretmesin iki kisi sonra sira bende, bir yandan kahramanca ayakta durmaya calisip bir yandan da soyleyecegim cumleyi kafamda ayarlamaya calisiyorum.
Cunku beynim de bedenimden cok farkli degil.Sabah gunaydin diyen arkadasa hello yerine byebye diye cevap vermisim(cidden) ise nasil geldim hatirlamiyorum bile. Yani canimi teslim etmeme uc nefes kalmis.
O esnada telefonum hunharca calmaya basliyor. Lan kim bu diye bakiyorum ki Mehmet. Hah tam arayacak zamani buldun diyorum MEMO! Veriyorum mesgulu, veriyorum mesgulu. Ama yok, bir daha ariyor, bir daha. Guc bela TOPLANTI diye txt atiyorum.
Cevap geliyor: Kaplan'in okuluna geldim okul bugun kapaliymis!
Sanirim dunyanin en kisa korku hikayesi bu olmali. Ayakta durma cabam,  sira bana gelecek stresim beni yikmamisti ama bu YIKTI.
Mehmet bildigin elinde Kaplan'la kalakalmis. Okul kapaliymis, noticeboard'a asilmis, onceden email gonderilmis.
Dunyanin en sorumluluk sahibi ana babasi olan Mehmet ve Ova bunu kacirmis tabii.
Ruhum muhtemelen bedenimi terk etti o an. Bir tavana ciktim indim demek isterdim ama doruklarda gezilecek en son gun bugun, muhtemelen ruhumu sicti bedenim. Odanin altina indim, yayildim, toparlanamiyorum. Surunuyor ruhum. Sira bana geldi. Hello everyoneee diye bir basladim ki kendime inanamiyorum. Gulumsedikce gulumsuyorum o pancar suratimla, batti balik yan gider bir seyler anlatiyorum.
Kesin aha manyak kariya bak, kasi gozu nasil da oynuyo dediler var ya. Cunku o an sinir stresten her yerim oynamis olabilir gercekten. Gozum segiriyor onu hissettim ama baska nerem segirdi bilmiyorum!
Su mubarek cuma gununde Allah bana o toplantidan yere cokmeden cikmayi nasip etti ya bin sukur diyorum.
Mehmet izin almis mudurunden, evden calisacakmis, haydi hop Kaplan'la beraber eve donmus.
Olan bana oldu o toplanti muhtemelen omrumden bir bes alti ay yedi. Toplantidan ciktim surune surune masama geldim, inanir misiniz ne oldu.
Bir arkadas bizim ofisten gecerken yanimda geldi ve 'Turkiye'nin Bulgaristanla siniri varmis yahu! hic bilmiyordum' diye muhabbet etmeye basladi.
Yani normalde kendisini de severim, ama bu dogru bir an degildi sohbet icin.
Yuzumu kaldirip ona baktim, adam boncuk boncuk terlemis suratimi, perisan halimi gorunce soka girdi. Kesin o an Turkiye'nin Bulgaristan sinirina yikildigimi dusundu.
Agzimi acip konusamiyorum adamin suratina mal mal bakiyorum, yuzumden KAHROLSUN BULGARISTAN yaziyor, Allahtan adam ingiliz Bulgar falan degil.
Tabii biraz 'nolmus lan bu kariya' diye suratima bakarak hafif gergin bir ses tonuyla, her an kacmaya hazir urkek bir ceylan gibi anlatmaya basladi: Pub quizde Turkiye'nin 6 sinir komsusunu sormuslar.
Lan ne altisi koluna bacagina sictigimin, hastayiz ama daha olmedik lan!!! diyerek Google Maps'i actim.
Gucum olsa kolundan tutup monitore ittirecek, 8 tane, ogren de gel cik karsima diye bir kac tokat atacaktim.
Atesim vardi. Kafam binbesyuzdu. Belki hala da oyle. Arkadasim yanimdan gittikten sonra Turkiye'nin komsulari, onlarin komsularinin komsulari falan derken kendimi Guyana'da buldum.
1 saat sonra eve gidebilecek olmanin mutluluguyla doluyum su an.
Guyana'dan selamlar!

Yorumlar

  1. yazıyı okuduktan sonra Guyana neredeymiş diye google'a soran kaç kişiyiz :) geçmiş olsun bu arada

    YanıtlaSil
  2. bacım efsane bir hayatınız var 3'lü olarak :)) stand-up yapın, sitcom yapın, ama yapın yani bir şeyler!!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

en derin düşüncelerini dök bebeğim

Bu blogdaki popüler yayınlar

Blogunuza gelen ziyaretçilerin ip'sini ve nereden geldiğini öğrenmek

Blogger in ziyaretçi iplerini veren ve takip eden bir sistemi olmadıgından, blogumuza kim girmiş çıkmış görmek ve bazen yorumcularımızın nerelerden oldugunu anlamak için Statcounter isimli bir siteyi nasıl kullanacagımızı anneye anlatır gibi anlatıyorum bugun :)



Öncelikle statcounter'a üye(register) oluyoruz.


yukarıdaki imajda üye olurken çıkan ekranı görebilirsiniz.. Registration bittikten sonra alttaki ekran çıkıyor

aynen devam ediyoruz

yukarıdaki ekrana gelince, bilgileri doldurun, ortada büyük okla gösterdigim alanları default bırakıp next ile bir adım sonraya geçin.. web site title blogunuzun başlıgı, url ise adresi olaranzii. next ten sonra






















buraya statcounter sayfasında çıkan kodu yapıştırıyoruz ve save diyoruz! artık sayfamıza eklendi.
şimdi counter sayfamızda.. istatistiklere bakmak için de statcounter sitesine kullancı adı ve şifrenizle giriş yapın. yalnız tabi ki bir süre beklemeniz gerekecek :D


giriş yapınca zaten biraz evvel yaratmış oldugumuz blog profilimiz görünecek.  yukarıd…

ingiltereye geldim, nerelerden alışveriş edeyim?

Yavrucuklar, ister tatil ister iş amacı ile gelmiş olun, ingilterede alışveriş edecekseniz bu mağazalara muhakkak gidin! tamam son günlerde pound aldı başını gitti ama olsun. çok ucuz şeyler bulunabiliyor. Bargain hunterınız meröp, sizin için ayakları ramazan pidesi kıvamına gelesiye dek gezdi, araştırdı. Dev hizmet!

TK MAXX


Tk maxx acayip bir yer. 185 poundluk deri çantayı 45, 135 poundluk tommy hırkayı 35 pounda alabiliyorsunuz. Gözlük, kadın-erkek giyim, çanta, ayakkabı , parfüm, tencere, çarşaf vs.. bulmak mümkün. Çözemedim, nasıl bu kadar ucuza satabiliyorlar. 10 pounda converse aldım geçen hafta, aynısı 100 metre ötede başka bir mağazada 55 pound.

Diesel, D&G gibi  markaların güneş gözlüklerini %70 indirimle alabilmek mümkün. Ancak şöyle bir kusuru var: kapanın elinde kalıyor. yani bir kaç kere alsam mı almasam mı karar veremedim, dur yarın gelirim şuraya da bakarım diyecek oldum ve sonra bir daha bulamadım alacağım şeyi. yani herşeyden en fazla 2 tane oluyor. buldun mu alaca…

Arı Maya Dosyası: Yıllardır cevap bulamamış soruyu yanıtlıyoruz

Blogumuz ne kadar yogun bir gündemi olsa da, halk için çalışıp çabalamaya, yıllardır cevabı bulunamamış ve dimağlarımızda battal boy çöp torbası gibi sıkışmış duran sorulara yanıt aramaya devam ediyor.

Yine karşınızda bomba gibi kanıtlarla yeni bir dosyamız var. ARI MAYA

Arı maya kız mıydı? yoksa Erkek mi?

pek çogumuz çocukken tanıştı arı maya ile.. çizgi filmini izlemeyenler dahi kokulu arı mayalı silgilerle başladı eğitim hayatına. gelecegin doktorlarını mühendislerini yetiştiren bu silgiler, aslında çocuklarımız için büyük bir tehditti. neden mi? çünkü Arı maya kız mı erkek mı belli degildi de ondan!!!

Ama merak etmeyin.. eskilere -yani bize- olan olmuşsa, ahlak yönünden büyük bir darbe yemişsek de yeni nesillere bu kaosu yaşatmayacagız.

Gelin beraber inceleyelim.

Resimde gördügünüz gibi kendisi kısa saçlı, feminen olmayan patates gibi bir suratı var. ayrıca bodur ve yerden bitme oldugu kadar tıknaz ve dobican. çemçük agızını da unutmayalım!

işte bütün bu özellikleri bir araya topladıgımı…