Keşif Gezilerine Devam - Belton House

İngiltere'nin her yeri duble yol olduğu için Türkiye'de popomu kaldırıp gitmeye üşeneceğim mesafelere, google map eğer 1 saat 40 dk civarı bir yol tahmini yapıyorsa ya Allah deyip girişiyorum. Otobanların gülüyüm.

Eylül'de yazdan kalma bir sabaha uyanınca daha önce hep kuzeye giderken içinden zırt diye geçiverdiğimiz Linconshire'da bulunan Belton House'a gitmeye karar verdik.

Belton House National Trust bünyesinde halka açık bir ev ve ona ait bahçelerden oluşuyor.  İçinde muhtemelen 23 göbekten soylu geyikleri ile beraber büyük bir parkland'i var.

Official bilgileri şurada : http://www.nationaltrust.org.uk/belton-house/things-to-see-and-do/

National Trust'ın ne olduğunu daha önce anlatmış mıydım bilemiyorum, ama kısaca açıklamaya çalışayım. Biz İngiltere'ye ilk geldiğimizde ne aile ne arkadaş ne bir çevre olmadığı için -çocuk da yoktu o zamanlar- hafta sonları sıkıntıdan patlıyorduk.  Londra'da oturan Türkler yine hafta sonu etkinlikleri ve kaynaşma yolları bulabiliyordu belki ama biz buckinghamshire'ın derinlerinde yapayalnızdık ve "Gurbet elde döndüm köseleye" diye türküler çığırıyorduk. Biz de kendimizi doğaya vurmaya karar verdik, iki üç tane yürüyüş kitabı aldım, başladık o yürüyüş rotalarında köyler senin bayırlar benim keşif turlarına. Derken günlerden bir gün Chackmore diye bir köyün etrafında yürürken bir de baktık ki çitlerle çevrili bir yer var ve millet hoppidi hoppidi çitlerden atlıyor (bizden başka yürüyen insanlar da oluyor elbette etrafta, genelde köpeğini veya çocuğunu alıp doğaya koşan aileler veya şişesi/değneği ile meczublar gibi yürüyen orta yaşlı hımbıl ingilizler) Bu İngilizler atlıyorsa atlanır abi, ne olabilir ki en kötü diye biz de atladık. Aman tanrım, o anda hayatımda gördüğüm en güzel "Landscape" içinde buldum kendimi. Bunun adı Stowe idi.

Stowe Landscape Gardens. Gezine gezine aslında buraya girmek için bilet almak gerektiğini fark ettik. Ama ortam o kadar lovely, insanlar o kadar dost canlısıydı ki biz bu National Trust'a üye oluruz yahu diyerek üye olduk. Sonra ver elini hafta sonu gezileri. Waddesdon Manor, Hughenden, Canon's Ashby, Cleveden, Ascot, Ashridge vs.. vs.. Favorim 2 sene dibinde bir köyde yaşadığım Anglesey Abbey. Çocuğu doğum izninde orada büyüttüm diyebilirim. Her gün bebek arabasını alıp o sakin sessiz bahçelerde yürürdüm. Kaplan uyurdu ben kitap okurdum. Restoran müdürü Türk. Hala giderim arada bedava kahve ısmarlar. Diğer Brit çalışanlar da feci dost canlısı. Resmen akraba olduk yani, 1 ay gitmeyince neredesin diyorlar. Neyse lafı çok uzattım. Verdiğim her kuruşu helal ettiğim bir kurumdur National Trust. Bir dost bir arkadaş olmuştu bize burada yalnızlık çektiğimiz zamanlarda. Tarihi dokusu ile bütün mülkler birer yaşayan efsane, geçmişe duyduğu saygı ile her evi, her bahçeyi, hikayelerle, üzerine titreyerek korumaya çalışan çırpınan insanlardan oluşuyor sanki butun Trust- lovely middle class ingilizler diyelim. (Tamam itiraf ediyorum ülkenin her yerinde çok dost canlısı olmuyor Trust çalışanları ama %70 öyle diyelim ) Bu National Trust 'un üyeleri genelde Beyaz İngiliz olduğu için bazı yerlerde insana Tropikal Kuş muamelesi yapabiliyorlar.( neredensin burada mı yaşıyorsunuz vs gibi sorular.Eski kafa İngilizler için yüksek sesle konuşan ve çok fazla el kol yapan egzantirik yabancılarız ne de olsa)

Efendim Belton House'a dönersek, kendisi National Trust bünyesindeki en büyük çocuk oyun alanına sahipmiş ki muhteşemdi gerçekten. Allahım ben çocukken neredeydi bunlar diye delirdim! Tulumba olarak dizayn edilmiş sen inip kalktıkça yandan su fışkırtan tahterevalli favorimdi.

Ve şimdi sözler sussun resimler konuşsun!

Tulumbalı tahterevalli. 

Sular fışkırıp üstüne sıçrıyor insanın.

Bahçede 18.yy kostümleri ile gezinen NT gönüllüleri

Orangery ve Kilise (Orangery eskiden soyluların portakal yemek için yaptığı seramsı turunç yetiştirme yeri
ve bir statü sembolü anladığım kadarı ile)


Solucan kazmaca

Huzurlu değil mi ama?

Bahçedeki göl 

Boat house

yansımalar 

Evin içi, şöminenin üstünde müzeyyen yengenin  evlenmeden önce yapılmış resmi.beli 50 cm'miş. şaka lan şaka Allah bilir kim bu?

Böyle büyük evlerin en güzel kısmı bence merdivenleri

Epey büyük bir ev Belton House. 1700'lerde yapılmış ama maşallahı var

Çok tarih bilgim yok ama eskiden dünya daha adilmiş diye düşünüyorum. Bütün bu zengin/soylu insanların çocukları savaşa gidip ölmüşler. Şimdi zenginlerden savaşa giden var mı?

Az önce dediklerimi geri alıyorum, böyle büyük evlerin en güzel yerleri kütüphaneleri!

geyik parkında geyikler... aslında içeri girip yanlarına doğru yürünebiliyordu ama Kapişle zor olacaktı. Bu yüzden geyikcanlara uzaktan el salladık.

İngiltere ile ilgili komik bir düşüncem var, Bu ülkenin güneyi ve kuzeyi  kıymetli. Tabelalarda 'THE NORTH' ve 'THE SOUTH' olarak tanımlanan istikametlerin yol ortası olan orta, ortabatı ve ortadoğu ise tamamen siktiredilmiş yerler sanki. Derbyshire, Nottighamshire Linconshire ,Warwickshire vs bana bu hissi verdi. Sanki oralar böyle geçerken uğramalık, bir şey olmayan yerler. İnsanları oldukça 'rough', lovelylik katsayısı yerlerde sürünüyor. Kuzey'in o muhteşem doğası ve manzaraları / turist kapasitesi, güneyin kozmopolitliği oralara uğramamış. bu ülkenin ortasında hayat yok :)

You Might Also Like

0 yorum

en derin düşüncelerini dök bebeğim