Calais sığınmacıları ve Avrupa'nın son iki yüzlülüğü

Calais'deki insanlara bir tuvalet ve çit hediye edip, çitin gerisine taştıklarında buldozer ile yıkan, bütün kampı kaderine terk eden Fransızlar, insan hakları konusunda diğer ülkelere akıl vermeye ne de meraklıdırlar ! Kendileri o refugee kampındaki insanlara fare/böcek muamelesi yaparken insan hakları nerede? 
Calais'den yeni dönen arkadaşımla konuştuktan sonra sinirlerim iyice bozuldu. Arkadaşım İngiliz ve dediğine göre bir tane Fransız gönüllü bile yokmuş. Belçikalı ve İngiliz ağırlıklıymış gönüllüler. Kampın dışında yeterince sorun yokmuş gibi bir de içinde Afgan / suriyeli/ pakistanlı/sudanlı sektörleri oluşmuş. Birbirlerini sevmeyen milletler kavga falan ediyorlarmış. 
İngilizce bilen refugeelerle konuştuğunda adamların sadece 'eşit' muamele görmekten bile nasıl büyük bir mutluluk duyduğunu anlattı arkadaşım. Gerçekten Avrupa'da şu an yaşadıkları kabullenilir şey değil.
Kadınlar ve çocuklar için ayrı bir kamp varmış, hostel tarzı, kapalı. Geride kalanlar açık arazide çadırlarda, %90'ı erkek, yine de kadınlar da varmış aralarında. Batı medyasında bu insanlar tehlikeli olabilir dendiği gibi bir güvenlik sorunu yokmuş. Ve o insanların gerçekten yardıma ihtiyacı var arkadaşlar. Dil büyük sorun. Suriyeliler içinde Arapça ve bazı bazı da Türkçe konuşuluyormuş. Hiçbir şey bilmiyorlar. İngiltere'ye gelmeye çalışıyorlar, onları smuggle eden adamlar Fransa'nın İngiltere ucuna atıp 'hadi buradan botla geçeceksiniz' diye bırakmışlar. İngiltere'nin Schengen bölgesi olmadığından dahi habersizler. İnternet yok, iletişim yok. Hangi sınır kapalı hangi sınır açık bilmiyorlar, haklarından haberleri yok. Bizim arkadaş Kasımda yine gidecekmiş, ben de katılmayı düşünüyorum ona. Bu arada yolu Calais civarından geçecek olan varsa, yardım falan götürmeden, sadece moral desteği veya bilgi vermek için dahi olsa uğrasın bence o kampa. Hatta Damon'un dediğine göre her hafta biri gidip onlara haklarını ve sınırlarla ilgili bilgileri tekrar etmeli..Soğuklar da başlıyor, Allah hepsinin yardımcısı olsun. Ülkemizin bu kırılgan durumunu gördükçe onların yerinde biz de olabilirdik diye düşünüyorum. Bu bayram koç kestirmek yerine refugeelere yardım edin bence.

Bu arada bu güne kadar yanlı olmadığına inandığım BBC'ye olan inancım da yıkıldı bütün bu Calais sığınmacı sorunundan sonra. Aylan Kürdi'nin boğulduğu gün BBC Headline'ı 'Göçmen sayısı rekor seviyede' gibi bir şeydi. Bir kere o insanlar göçmen değil, sığınmacı. Canlarını kurtarmak için savaştan kaçıyorlar.

 İngiltere'de yaşamaktan çoğu zaman utanıyorum inanın. Biliyorum ki Orta Doğuda olanların sorumlularından biri de bunlar. Türkiye'nin eli temiz olduğuna inansam geri döneceğim. Ama biliyorum ki bu dünyada eli kansız olmayan tek bir devlet bile yok. Sanki devletlerin hepsi insan öldürmek için kurulmuş, zaman çizelgelerinin bir yerinde mutlaka bir katliam, bir savaş, bir felaket var.
Cengiz Aymatov'un lafı çok güzel: Devlet yakıtı insan olan bir makine.
Evet, değil mi?

You Might Also Like

0 yorum

en derin düşüncelerini dök bebeğim