Sizin çöpünüz bir başkasının hazinesi olabilir!

Pazar, Şubat 22, 2015

Dur korkup kaçma, vallahi kişisel gelişim yazısı değil bu. İngilizlerin 'One man's junk is another man's treasure' diye bir sözü var, bunu çevirmeye çalıştım çünkü ben bugün nihayet 1 senedir ha bu pazar gidelim, ha önümüzdeki pazar gidelim dediğimiz CAR BOOT SALE'e satıcı olarak gittim:)


Car boot sale nedir? Adından da anlaşılacağı gibi arabanın bagajında yapılan bir satış. Evde çöpe atacağın veya hayır kurumuna bağışlayacağın ne varsa Allah ne verdi ise arabaya doldurup götürüp  önceden belirlenmiş bir arazi/alanda sergiliyor ve satıyorsun. Bizim bir senedir gidemeyişimizin altındaki sebep bunun sabahın kör karanlığında başlıyor olmasıydı. Saat sabah 6'da satıcılar tezgahlarını açıyor, bu da sabah 5'te kalkmak demekti. Bir senelik  WE CAN DO IT! hönkürmelerinden ve haftaya daha az eşya ile ev taşıyabilme ihtimalinin yarattığı motivasyon ile karga bokunu yemeden uyanıp kör karanlıkta kara kışta Trumpington Car Boot sale'e gittik.

Bu Car Boot sale'er ağızdan ağıza yayılan şeyler, belirli bir internet sitesi yok, internetteki bilgiler çok eski. O kör karanlıkta götümüz dona dona araba sürerken anneme, 'Anne ya biz her şeyi toparladık gidiyoruz ama bu soğukta bu saatte kim gider ki abi, geri döneceğiz bence kös kös' dedim. Fakat ne kadar da yanılmışım. Azimli İngiliz Teyzeler, amcalar bizden önce varmışlar ve adeta hep orada var olmuşlar gibi tezgahları ile bekliyorlardı gittiğimizde. İçimden koskoca bir yuh çekerken arabanın yanında bir adam bitip bizden giriş ücreti olan 10 pound'u rica etti. İçimden 'Allahım hem soğukta sıcak yatağımdan kalktım geldim -annem çok ısrar etti gitmek için artık- hem de buraya 10 pound bayılacağım!' diye geçirdim. Ulan benim getirdiklerimi kim alır ki falan diye düşünüyorum.  Bir yandan da 'Bari 10 poundu çıkarsak :(((' diye üzülüyorum. Daha önce konuştuğum arkadaşlar, yarı dolu parfüm şişesinden eski sutyene kadar her malın bir alıcısı olduğunu belirtmişlerdi! İnanmamıştım. 

Biz de kaderimize teslim olup tezgahı kurduk. Efendim hava eksi 1 dereceydi ve normalde sıcak olması gereken bölgelerim hayatlarında ilk kez arktik kış yaşayarak buz gibi olmuşlardı. Ayak tırnaklarım adeta düştü düşecek parmaklarımın üstünden, öyle zonkluyorlar soğuktan. Sağa sola bakıyorum insanlar tedbirli gelmişler, portatif masaları tezgah yapmış, katlanan taburelerinde termoslarından kahve/çay höpürdetip müşteri bekliyorlar hımbıllar.

Aklıma küfrederken müşteriler pıtır pıtır gelmeye başladı. Hepi topu 50 p'ye alacağı bir şeyi insan ne kadar inceleyebilir? En üst sınırına kadar bu sorunun cevabını aldım. Sanırım 10-15 farklı milletten insana eşya sattık. Bebek giysileri, bebek yürüteci, oyuncak, plastik saklama kabı, roll on deodorant, küpe, toka, eski cüzdan, çanta, eski kıyafet, vs vs... Toplam 52 pound hasılat - 10 pound =42 pound kar. Normalde 12'ye dek sürüyor ama soğuktan ayaklarımı yere bastığımda acılar içinde kıvranmaya başladığımda saatler 9:30'u gösteriyordu ve arabamıza her şeyi geri doldurup kendimizi eve dar attık.  Biz çıkmaya çalışırken yaşlı bir emmi 'you've had enough ee?' diye bağırıyordu üzerinden geçmek istedim. 

Yolda "42 pound için değer miydi?" konulu sohbetimize giriştik.

42 pound için değmezdi belki, ama çok güzel bir tecrübeydi. 

  • Hayatımda görmediğim acayip tipler gördüm.
  • Satış yaptığımız ortamı ve eşyaları düzenleyip dururken İnsanlara bir şeyi nasıl sunduğunun dikkati nasıl çekebildiğini gördüm,  geçip gitmek yerine durmayı tercih ettikleri koşulları vs. denemek/yanılmak çok hoştu.
  • Gerçekten bu ülkede hiç İngilizce bilmeden yaşayan Doğu Avrupalılar olduğunu gördüm.
  • İlk kez satıcı olarak çatır çatır pazarlık yaptım. Bu biraz 'uncomfortable' bir histi ama onu da yırtıp atmış oldum en azından.
  • Her çöpün gerçekten bir alanı varmış, bunu yerinde gördüm ve onayladım :))
  • Hayat bilgim +1 oldu bence.
Eve gelince ne mi yaptık? Hasılatı gururla ev halkının gözüne soktuk. Sonraki 2.5 saat ise soğuktan pamuk helvaya dönen ayaklarımızı ısıtırken bir yandan evin içindeki eşyalara yoklama amaçlı göz gezdirip, bir yandan da garajda kalan eşyaları hayal ederek 'ilk fırsatta gene gidelim, şunları 1'er pounda birilerine kilitleyelim' diyerek hain planlar yaptık :D Sanırım annem ve ben normal insanların zevk aldıkları şeylerden değil, böyle manyakça şeylerden zevk almayı çok seviyoruz.




You Might Also Like

0 yorum

en derin düşüncelerini dök bebeğim