Ana içeriğe atla

1 haftasonuna 4 etkinlik - dinlenmek mi? o da neymis.

Oğlumuz doğdu

Oğlumuz Kaplan Serez 22 Ağustos'ta Cambridge Üniversitesi hastanesinde doğdu.

Kendisi ters (breech) olduğu için planlı c-section yapıldı. Ayakları aşağıda, legs crossed, kafa yukarıda duruyordu hazret.

Ameliyatta 3 doktor vardı, bulgar Svet Spinal anesteziyi yaptı, kesme biçme ve çıkarma işlemlerini yapan 2 doktorun biri Pakistanlı Rabia, diğeri ise Yunan Alex.. Ameliyattan önce doktorlar sizinle tanışıp konuşuyorlar. Prosedürü ve riskleri anlatıyorlar, hepsi çok iyiydi. Ameliyathanede doktorların yanısıra 3 kişi daha vardı. Biri baş ucumda durup beni rahatlatıp kafamı okşayan bir kadındı, sürekli konuştu benimle. sanırım midwife idi, o hengamede hatırlamıyorum adı R ile başlayan biriydi, o da kendini tanıtmıştı. Diğer kadın ise ki kendisine Baby Catcher deniyor, bebek çıkınca hemen kapıp silen sarmalayan kişi oluyor kendisi, adı Libby idi.

Bir de asyalı bir eleman vardı, o ne yapıyordu inanın hatırlamıyorum. Bu arkadaşların yanısıra ameliyathanede bir de eşim Memo vardı tabi.

Gönüllü c-section olanları anlamıyorum çünkü bence çok felaket bir şey. Hala çocuğu çıkarabilmek için nasıl çekiştirdiklerini ve özellikle Erkek olan Yunan doktorun çıkardığı sesleri, ikisinin kendi aralarındaki konuşmalarını falan hatırladıkça üzerime fenalık geliyor. Neyse, sonuçta bebek tersse bir seçenek yok. Vakumla çekelim elle çevirelim gibi oldukça bold ve İngiliz öneriler de yaptılar bana ama zorlamanın anlamı yok. Zaten en güvendiğim doktor arkadaşlarımdan biri, sen bence normal doğurmadığın için şanslısın, öyle bir şey olsaydı daha travmatik olurdu dedi.

Breech bebeklerin kafalarının şeklinden breech oldukları anlaşılıyor. Ameliyattan sonra hastanede kaldıgım Lady Mary Ward denen korkunç yerde 2 gece 3 gün boyunca her gelen ebe Kaplan'ın kafasına bakıp 'Breech miydi?'  diye sordu. üstten bakınca patates gibi herifin kafası :D

Hastanedeki o 3 gün korkunçtu. 3. gün zorla bıraktılar. Gece 11 di hastaneden çıkabildiğimizde. Bırakmama sebepleri de tam olarak emziremiyor olmamdı. Normalde hastanede normal dogum yapılan kısım 5 yıldızlı otel gibi, Rosie Birth Unit deniyor oraya. Giren çıkmak istemiyor öyle bir yer. Ama c-section ya da başka herhangi bir müdahalede bulunulduysa, yani forceps ve vakum gibi,  doğuma doktor girdi demek oluyor, bu yüzden Lady Mary ward'da kalmak zorundasın çünkü orası doktorların gelip gittiği bir yer. Oda falan yok, perdelerle ayrılmış bölmeler var, yan tarafımda doğru dürüst ingilizce bilmeyen Sri Lankalı bir kadın vardı, forcepsle almışlar bebeği, inleyip duruyordu. Karşımda da bebeğinin intensive care unit'de kaldığını öğrendiğim çok genç bir kadın vardı, sürekli ağlıyordu. Kaldığım cubicle'in numarası 7E idi. bak onu bile hatırlıyorum. Diğer yanıma 2 kadın geldi gitti 2 günde. ikincisi sürekli kocası ile kavga etti. İlk gece memo'nun kalmasına izin verdiler. Charlotte diye çok güzel genç bir ebe yardım etti bebeği latch etmeme de süt gelmiyordu muhtemelen, sürekli ağladı Kaplan. ikinci gün formul verdiler çocuğa, açlıktan ağlıyor diye. İkinci gece memo'yu dışarı attılar. o kadar ağladım ki, ben bebekle yalnız kalamam, çünkü yaram acıyor çocugu cot'tan kaldırıp tutup yerine koymam mümkün değil. Kısa saçlı yaşlı bir ebe vardı (annem çok sevdi onu) buzzer'ı gösterdi, işte bu bu yüzden burada dedi. Neyse ben de buzzer ile her seferinde çağırdım ve kadın hep ben geleceğim sana diye söz verdi ve geldi de. O gece bebekle beraber 4 saat yanyana uyudum o kadının sayesinde.Cot'un içinden alıp yanıma verdi, yastıkla bir güzel benimle aynı seviyeye getirdi falan. sonra 3. günün sabahı artık eve gitmem lazım dedim. Yaklaşık 20 defa buzzer ile çağırıp söyledik. Henüz düzgün breastfeed edemiyorsun, bir gece daha kal dediler. Hayır! dedim. zaten o korkunç ortamda bırak breastfeed etmeyi insan aklını başına toplayamıyor.
Neyse gece çıktık hastaneden. eve geldik. ama ne korkunçtu. bebek memeleri emmedi. formul verdik yine. ben gittim uyudum. sonra sütüm geldi. dayadık memeyi. Allahım insan sağmal bir ineğe dönüşüyor bebeği beslemek için. Yani akıl karı değil! Normalde daya formulu geç diye düşünürsün ama öyle olmuyor. Uğraşıyorsun. Allah o gücü veriyor yani. Bizim Dıngıl sol memeyi almadı önceleri. Sonra onu pompaladık ettik neyse zorla ağzına tıkıştırdık. Asıl sorun şuymuş ki bizim dıngılın dil bağı varmış. Onu da şu an nasıl halledeceğiz, halledecek miyiz, onları düşünmelerdeyiz.

Yani evlat olayı çok ama çok zormuş. Uykusuzluk en büyük dert. Bazen süt pompalayıp annemle Memo'ya fırlatıyorum ki 3-4 saat uyuyabileyim. Yoksa mik mik 2 saatte bir emzir, insan bazen kafayı sıyıracak gibi oluyor uykusuzluktan. Hatta bazen saatte bir emmek istiyor buna Cluster feeding deniyormuş, o zaman kıçın yere mıhlanıyor üstünde devamlı seni emen küçük dertop olmuş bi tombişle.. O kadar seviyorsun ki onu hiç umrunda olmuyor bütün o çileler. Ama cidden ana hakkı ödenmezmiş yani :D bunu da bizzat yaşadım.

böyle işte, yorgunuz, uykusuzuz, ama çok şükür iyi gidiyor her şey. dün gece ishal oldu bizim herif, onunla uğraşıyoruz şimdi.
:)

Yorumlar

  1. Tebrikler,kutlarım :)Zor ama güzeldir anne olmak.Alışacaksınız :) Giderek daha çok seviyor insan.

    YanıtlaSil
  2. haydi geçmiş olsun... Allah güzel günlerini görmeyi nasib etsin. ve sabırlar versin dileklerimle :> :>

    YanıtlaSil
  3. Tebrik ederim sağlıkla büyüsün inşallah. Yazdıkalrınızdan çok bişey anlamadım yalnız keşke daha çok Türkçe yazsaydınız sevgiler

    YanıtlaSil
  4. Tebrik ederim, oğlunla ailecek size sağlıklı mutlu ömürler diliyorum:)

    YanıtlaSil
  5. Tebrik ederim, oğlunla ailecek size sağlıklı mutlu ömürler diliyorum:)

    YanıtlaSil
  6. Uzun, mutlu, sağlıklı, huzurlu ve gönlünüzce bir hayatı paylaşırsınız umarım =)

    YanıtlaSil
  7. hayırlı uğurlu olsun sağlıklı mutlu huzurlu bi hayatınız olur umarım hep. Analı babalı büyüsün bebekcik. Sevgiler Merop :*

    YanıtlaSil
  8. Ahh geldi mi? Haırlı,sağlıklı,uzun ömürlü,analı babalı olsun yavrucak.
    İsmine de bayıldım. Adıyla,gücüyle yaşasın.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

en derin düşüncelerini dök bebeğim

Bu blogdaki popüler yayınlar

Blogunuza gelen ziyaretçilerin ip'sini ve nereden geldiğini öğrenmek

Blogger in ziyaretçi iplerini veren ve takip eden bir sistemi olmadıgından, blogumuza kim girmiş çıkmış görmek ve bazen yorumcularımızın nerelerden oldugunu anlamak için Statcounter isimli bir siteyi nasıl kullanacagımızı anneye anlatır gibi anlatıyorum bugun :)



Öncelikle statcounter'a üye(register) oluyoruz.


yukarıdaki imajda üye olurken çıkan ekranı görebilirsiniz.. Registration bittikten sonra alttaki ekran çıkıyor

aynen devam ediyoruz

yukarıdaki ekrana gelince, bilgileri doldurun, ortada büyük okla gösterdigim alanları default bırakıp next ile bir adım sonraya geçin.. web site title blogunuzun başlıgı, url ise adresi olaranzii. next ten sonra






















buraya statcounter sayfasında çıkan kodu yapıştırıyoruz ve save diyoruz! artık sayfamıza eklendi.
şimdi counter sayfamızda.. istatistiklere bakmak için de statcounter sitesine kullancı adı ve şifrenizle giriş yapın. yalnız tabi ki bir süre beklemeniz gerekecek :D


giriş yapınca zaten biraz evvel yaratmış oldugumuz blog profilimiz görünecek.  yukarıd…

ingiltereye geldim, nerelerden alışveriş edeyim?

Yavrucuklar, ister tatil ister iş amacı ile gelmiş olun, ingilterede alışveriş edecekseniz bu mağazalara muhakkak gidin! tamam son günlerde pound aldı başını gitti ama olsun. çok ucuz şeyler bulunabiliyor. Bargain hunterınız meröp, sizin için ayakları ramazan pidesi kıvamına gelesiye dek gezdi, araştırdı. Dev hizmet!

TK MAXX


Tk maxx acayip bir yer. 185 poundluk deri çantayı 45, 135 poundluk tommy hırkayı 35 pounda alabiliyorsunuz. Gözlük, kadın-erkek giyim, çanta, ayakkabı , parfüm, tencere, çarşaf vs.. bulmak mümkün. Çözemedim, nasıl bu kadar ucuza satabiliyorlar. 10 pounda converse aldım geçen hafta, aynısı 100 metre ötede başka bir mağazada 55 pound.

Diesel, D&G gibi  markaların güneş gözlüklerini %70 indirimle alabilmek mümkün. Ancak şöyle bir kusuru var: kapanın elinde kalıyor. yani bir kaç kere alsam mı almasam mı karar veremedim, dur yarın gelirim şuraya da bakarım diyecek oldum ve sonra bir daha bulamadım alacağım şeyi. yani herşeyden en fazla 2 tane oluyor. buldun mu alaca…

Arı Maya Dosyası: Yıllardır cevap bulamamış soruyu yanıtlıyoruz

Blogumuz ne kadar yogun bir gündemi olsa da, halk için çalışıp çabalamaya, yıllardır cevabı bulunamamış ve dimağlarımızda battal boy çöp torbası gibi sıkışmış duran sorulara yanıt aramaya devam ediyor.

Yine karşınızda bomba gibi kanıtlarla yeni bir dosyamız var. ARI MAYA

Arı maya kız mıydı? yoksa Erkek mi?

pek çogumuz çocukken tanıştı arı maya ile.. çizgi filmini izlemeyenler dahi kokulu arı mayalı silgilerle başladı eğitim hayatına. gelecegin doktorlarını mühendislerini yetiştiren bu silgiler, aslında çocuklarımız için büyük bir tehditti. neden mi? çünkü Arı maya kız mı erkek mı belli degildi de ondan!!!

Ama merak etmeyin.. eskilere -yani bize- olan olmuşsa, ahlak yönünden büyük bir darbe yemişsek de yeni nesillere bu kaosu yaşatmayacagız.

Gelin beraber inceleyelim.

Resimde gördügünüz gibi kendisi kısa saçlı, feminen olmayan patates gibi bir suratı var. ayrıca bodur ve yerden bitme oldugu kadar tıknaz ve dobican. çemçük agızını da unutmayalım!

işte bütün bu özellikleri bir araya topladıgımı…