Ana içeriğe atla

1 haftasonuna 4 etkinlik - dinlenmek mi? o da neymis.

gözünüz aydın, kudurduk biz

yeni  doğmuş bir bebek, c-section sonrası iyileşme sancıları derken doğumdan sonra yaklaşık 10 gün evden çıkamadım. sonrasında burnumuzun ucunu köyün pub'ına kadar kısa bir yürüyüşle dışarı uzatma, sağlık ocağı ziyaretleri, bebek kilo almayınca hastaneye tarttırmaya götürme vs. derken hafifçe yine dünya diye bir gezegen olduğunu anımsadım, bir gün doktor araba kullanabilirsin artık deyince de kudurdum. sanırım ameliyat sonrası evden çıkamamak ve bebekle geçen ilk haftaların genel olarak sıkıcı olması bana çok dokundu. (kutsal annelik duyguları demeyin bana, sıkıcı, çünkü bebek henüz sadece yiyip içen sıçan bir organizma, sizinle iletişime geçemiyor, gözleri görmüyor, sesinize tepki vermiyor, anlaşamıyorsunuz, uyu, uyan, bebeği emzir, altını değiştir, uyut, gazını çıkar vs.. diye giden bir düzene 'çok eğlenceliii çok zevkli' diyenin aklına şaşarım..)

Bebemiz şu an 5 haftalık ve ben bu 5 hafta içinde Grafton alışveriş merkezi ikinci kattaki cafe, 2 Cafe Nero, 1 Pret a Manger, 2 Costa, John lewis Cafe'si(burada 4-5 kere emzirdim), John Lewis Parent room, Tesco Car park, Cambridge Katolik Kilisesinin oradaki sokak, Backs'te çimlerin üstü, Regional College Car park, GAP baby'nin deneme odası, Fen ditton/ The Plough pub'ında bebek emzirmek sureti ile kuduzlar gibi gezdim. Çocuğumun arada eşref saati gelmedi mi geldi elbet ama memeler en büyük silah. Ağlıyor mu daya memeyi susuyor. Daha kırkı çıkmadı, kıçımızı kırıp oturalım diyen anneme, hayır oturmaya mı geldin diyerek onu her yere sürükledim. Yollarda annem bebeğin üstünü örttü ben açtım. O yine örttü gerçi. Anneler her zaman haklı, bazı anneler daha haklı.

Bu süreçte beni en çok şaşırtan, NCT kursunda tanıştığım 7 hamile ve şu an benim gibi doğurmuş olan arkadaşın tutumları oldu. Ben Britleri çocuk 2 günlükken alışveriş merkezinde bebek arabası ile sekerken çok gördüm. Ama bizim kızlar pek Türk işi çıktılar. Bugün NCT'nin senede iki kez gerçekleşen Nearly New sale vardı. Acayip iyi fiyatlara bebekler için ikinci el eşyalar giysiler, aklınıza ne gelirse. 1 pounda Mothercare pramsuit aldım düşünün yani. Zaten kapının önünde Ahiret  yeri gibi kuyruk oluyor, o yüzden erken falan gittik. Bizim kızlarla günlerdir, 'ayy haftaya c.tesi NCT nearly new sale var' diye konuşurken bugün sadece 1'i oradaydı iyi mi. Diğerleri çocuğun emzirme saati gelmişti şuydu buydu diye çıkamamışlar. Ulan acaba ben Regional College'ın car parkında arabada eciş bücüş çocuk emzirerek dandik bir anne mi oluyorum. Çocuğumun huzuru bozulmasın, evde düzgün düzgün besleyeyim uyutayım diye düşünen bir annem var mesela, ama ben 'ya alışsın, evde mi duracağız hep' diye atıyorum kendimi dışarılara. Çok ağlayıp sızlamıyor ama Car seat'den nefret ediyor yavrucak.

İngiltere'de türkiye'den farklı olarak bebekleri car seat olmadan arabaya bindirmek yasak. yani çocuğu arabanın içinde hiçbir şekilde kucağa alamıyorsunuz, büyük cezası var. yasak. anneme  bunu anlatmamız yemin ederim 1 ayımızı aldı, kadın kabul edemiyor, yok öyle değildir falan diyor. e çocuk da car seat içinde ufak kaldığı için uyandığı zaman ciyak ciyak bağırıyor, sakinleşene kadar da arabanın içinde bize fenalar basıyor. dışarı çıkarken en büyük problemim bu şu anda.

bunun dışında bir de veledimiz carry cot'da düz yatmaktan nefret ediyor. O carry cot'u ebayden 35 pounda değil de, yepisyeni 180 pound'a almış olsam şu an ağlıyor olurdum. neyse aynen ebay'de satacağız gibi gözüküyor çünkü çocuk yatmıyor onun içinde kesinlikle.

havalar soğuyunca ne yapacağım bilemiyorum. çünkü o carry cot (ki kendisi şu oluyor)

arabaya böyle takılıyor


bebeği yatırıp rahat etmemize yaradığı gibi footmuff ve rain cover gibi aksesuarları takınca kışın kara soğuğunda bebeği koruyan bişey. ama bizim hacıyatmaz onun içinde viyaak viyak bağırıyor (düz yatmaktan nefret ettiği için gittiğim kliniklerde ebeler reflüsü olabilir dediler.. bu hafta dr ile konuşacağım işallah) yani o karakış soğuğunda bu sırtı yere gelmez oğlanla nasıl gezeceğim bilmiyorum. bu sene de ingiltere'nin son bilmemkaç senesinin en soğuk kışı olacakmış ekimden şubata kadar kar yağışı olacakmış diyorlar!!

Annem de haftaya gidiyor, bebeğimle araba sürüşü maks. 15 dk olan yerlere gitmeyi düşünüyorum.

Önümüzdeki yazılarda Gudik Health Visitor'um Colin ve İngiltere'nin mükemmel Anne- Bebek sistemini konu edineceğim.

şuraya bakın:
bu Cambrigde'de devlete ait çocuk merkezlerinin listesi. Bizim köyünki Bottisham'da.

Bunların her birinde her gün bedava aktiviteler var. Ve bir children centre'a kaydoldun mu (kaydolmak beleş) hepsine gidebiliyorsun. Mesela, bizimkine bakın:
bunlar gün gün yapılan aktiviteler. 

Bana yakın olanlar yani gitmeye gözümü kestirdiklerim, Cherry hinton, bottisham, Chesterton, homerton, mill road, camb north, histon, milton ve sawston.

şimdi kendime, hafta içi her gün nereye hangi etkinliğe gideyim diye bir tablo yapmaya çalışıyorum. Hayatımda ilk kez verdiğim vergilere helal olsun dedim.
Gerek emzirme, gerek bebek bakımı, gerek sadece oturup konuşmak için o kadar çok destek buldum ki şu ülkede. O gavur ve soğuk dediğimiz ingilizler konu yeni doğum yapmış anne veya destek isteyen herhangi bir parent olunca melekler melek. Türkiye'de özel sigorta  ile özel hastanede doğum yapıp sonra yalnız kalıyoruz. Parasını verip çocuk doktorlarına gidiyoruz ama böyle bir destek kesinlikle yok, hem de devlet koluyla. 
Helal olsun sana britanya.Verdiğim council tax, ve diğer vergiler de helal sana.


Yorumlar

  1. cocugu olunca daha iyi anliyor insan sosyal devlet ne kadar gerekli, ki sansliydik simdiye kadar, saglik sorunlari yasamadik. Kaplan Bey'e ve sana iyi gezmeler, buyuyunce hersey kolaylasiyor ama bebekliklerini de ozluyorsun, tadini cikar

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

en derin düşüncelerini dök bebeğim

Bu blogdaki popüler yayınlar

Blogunuza gelen ziyaretçilerin ip'sini ve nereden geldiğini öğrenmek

Blogger in ziyaretçi iplerini veren ve takip eden bir sistemi olmadıgından, blogumuza kim girmiş çıkmış görmek ve bazen yorumcularımızın nerelerden oldugunu anlamak için Statcounter isimli bir siteyi nasıl kullanacagımızı anneye anlatır gibi anlatıyorum bugun :)



Öncelikle statcounter'a üye(register) oluyoruz.


yukarıdaki imajda üye olurken çıkan ekranı görebilirsiniz.. Registration bittikten sonra alttaki ekran çıkıyor

aynen devam ediyoruz

yukarıdaki ekrana gelince, bilgileri doldurun, ortada büyük okla gösterdigim alanları default bırakıp next ile bir adım sonraya geçin.. web site title blogunuzun başlıgı, url ise adresi olaranzii. next ten sonra






















buraya statcounter sayfasında çıkan kodu yapıştırıyoruz ve save diyoruz! artık sayfamıza eklendi.
şimdi counter sayfamızda.. istatistiklere bakmak için de statcounter sitesine kullancı adı ve şifrenizle giriş yapın. yalnız tabi ki bir süre beklemeniz gerekecek :D


giriş yapınca zaten biraz evvel yaratmış oldugumuz blog profilimiz görünecek.  yukarıd…

ingiltereye geldim, nerelerden alışveriş edeyim?

Yavrucuklar, ister tatil ister iş amacı ile gelmiş olun, ingilterede alışveriş edecekseniz bu mağazalara muhakkak gidin! tamam son günlerde pound aldı başını gitti ama olsun. çok ucuz şeyler bulunabiliyor. Bargain hunterınız meröp, sizin için ayakları ramazan pidesi kıvamına gelesiye dek gezdi, araştırdı. Dev hizmet!

TK MAXX


Tk maxx acayip bir yer. 185 poundluk deri çantayı 45, 135 poundluk tommy hırkayı 35 pounda alabiliyorsunuz. Gözlük, kadın-erkek giyim, çanta, ayakkabı , parfüm, tencere, çarşaf vs.. bulmak mümkün. Çözemedim, nasıl bu kadar ucuza satabiliyorlar. 10 pounda converse aldım geçen hafta, aynısı 100 metre ötede başka bir mağazada 55 pound.

Diesel, D&G gibi  markaların güneş gözlüklerini %70 indirimle alabilmek mümkün. Ancak şöyle bir kusuru var: kapanın elinde kalıyor. yani bir kaç kere alsam mı almasam mı karar veremedim, dur yarın gelirim şuraya da bakarım diyecek oldum ve sonra bir daha bulamadım alacağım şeyi. yani herşeyden en fazla 2 tane oluyor. buldun mu alaca…

Arı Maya Dosyası: Yıllardır cevap bulamamış soruyu yanıtlıyoruz

Blogumuz ne kadar yogun bir gündemi olsa da, halk için çalışıp çabalamaya, yıllardır cevabı bulunamamış ve dimağlarımızda battal boy çöp torbası gibi sıkışmış duran sorulara yanıt aramaya devam ediyor.

Yine karşınızda bomba gibi kanıtlarla yeni bir dosyamız var. ARI MAYA

Arı maya kız mıydı? yoksa Erkek mi?

pek çogumuz çocukken tanıştı arı maya ile.. çizgi filmini izlemeyenler dahi kokulu arı mayalı silgilerle başladı eğitim hayatına. gelecegin doktorlarını mühendislerini yetiştiren bu silgiler, aslında çocuklarımız için büyük bir tehditti. neden mi? çünkü Arı maya kız mı erkek mı belli degildi de ondan!!!

Ama merak etmeyin.. eskilere -yani bize- olan olmuşsa, ahlak yönünden büyük bir darbe yemişsek de yeni nesillere bu kaosu yaşatmayacagız.

Gelin beraber inceleyelim.

Resimde gördügünüz gibi kendisi kısa saçlı, feminen olmayan patates gibi bir suratı var. ayrıca bodur ve yerden bitme oldugu kadar tıknaz ve dobican. çemçük agızını da unutmayalım!

işte bütün bu özellikleri bir araya topladıgımı…