Biskuvi kavanozu : ofiste bir psikolojik gerilim


Ofiste soyle herkesi ortalayacak sekilde bir espresso makinesi bir de dev biskuvi kavanozu var. bendeniz her daim tertemiz beyaz bir sayfa gibi masum oldugum icin o espressolarla biskuvilerin sirket tarafindan temin edildigini sanmistim. Espresso ile hamile oldugum icin isim olmuyor da, biskuvi kavanozuna bir iki parmak banmisligim var. Ingilizlerde kibar millet azizim, biri de bana donup demedi ki ‘ ovacim, masallah Agop’un kazi gibi dadandin kremali biskuvilere ama nereden geliyor bu degirmenin suyu diye merak etmedin?’ neden cunku saniyorum ki o biskuvi kavanozunu sirket dolduruyor. Ne kadar guzel flowchartlar uretiyor kafam, canim benim.
Efendim neyse benim mudur saymin gecen gun soyle bir gostere gostere paket paket puskevitler getirdi. Megersem herkes oyle arada alir oraya puskevit atarmis. Saymin’in bunu gostere gostere yapmasinin sebebi de ‘ ey ofis ahalisi, bakin burbon kremali, bir de digestive puskevit aldim, SIRAMI SAVDIM’ diye uzerindeki stresi atmakti elbette. Sonra saymin o buskevitleri neredeyse komple kendi yedi gerci, ama olsun. Bense o gunden beri PUSKEVIT ALMAM LAZIM ADIM BELESCIYE CIKTI ULAN diye gerilsem de surekli almayi unutuyorum. Ama  o gun saymin’in buskivi kavanozunu sov yaparak SIRAMI SAVDIM GAVATLAR YEYIN GARI diye diye doldurusunu gordukten sonra ofisin o bolgesinden, kendi payima dusen puskevitleri alip getirene kadar ayagimi kestim.
Eminim bu ibneler simdi benim arkamda, ‘ulen ovaya da bak ha, bi puskeviti esirgedi bizden’ diyorlardir.
Ama yok canim, bugun de Helen getirmis zaten, ben sizin gibi gidip en ucuzundan Tesco Value biskuvi almam, giderim Waitrose’dan alirim, hepinizi de ezerim. Zaten ingilizleri ezmek cok kolay abi heriflerde boyle isin ucuzuna kacma ya da isten komple popo kacirma konusunda hicbir utanma sikilma olmadigi icin.. Ben Saymin ile konustum, aaa dedim ben bilmiyordum o biskuvileri bizim aldigimizi. Acik acik isim vermeden yapilan serzenislerden anladigim kadari ile oraya hic biskuvi koymadan kavanoza dadanan baska tipler de var,  simdi ben de biskuvi getirirsem herkese goz suzup, sen misin lan o belesci? Cek elini puskevitimden diye kirim kirim kirilirim artik.
Yok be ne kirilicam. Yiyen yesin helali hos olsun. TURKUZ OGLUM BIZ. Gerekirse bizi ac birakani doyururuz oh yeah.

You Might Also Like

8 yorum

  1. Bizim de burada bana çok enteresan gelen bir adet var.
    Kimin doğum günü varsa veya işten ayrılıyorsa-başka bir departmana/pozisyona geçiyorsa, o gün paket paket krakerler, bisküviler, çikolata ve hatta pastalar alıp geliyor.
    Herkesin o getirilenlerden alırken suratlarında sahte gülümsemeyle sorduğu fix soru şu: ''What is the occasion?'' ce
    ''Bugün benim doğum günüm, bugün işte son günüm, bugün isim günüm, cart-curt''.
    Lan mallar, hepi-topu 15-20 kişiyiz. Bazılarının doğum günü de hafta sonuna filan denk gelse, hepitopu yılda sekiz-on gün pasta alacaksınız, ''mutlu yıllar'' diyeceksiniz.
    Yok!
    Deli oluyorum bu paket paket taşıyanları gördükçe.
    Bi' de, getirilenlerden bi' parça fazla alıp-yesen ''öküzsün sen, öküz!'' bakışları yok mu suratlarında....alleaaaaah! gel de sinirlenme!
    Yirmi paket almışsın, hepsini de açıp kağıt tabaklara sıralamışsın, herkes birer parça alsa on küsur paket kuruyacak, çöpe gidecek. ''Olsun, çöpe gitsin ama sen yeme'' mantığı var.
    Bugüne dek almadım, ısrarla-zorla verilmediği sürece de yemedim.
    Almam da-yemem de.
    Bi' de aklıma gelmişken, senin şu postcard yavşaklığına dair yaptığın gönderiye çok gülmüştüm. Burada da aynısı var :)))
    On yıldır aynı ofiste çalışıp birbirlerinin cep telefonu numaralarını dahi bilmezler ama kart önlerine geldiğinde hepsi sevgi böcüğü kesilip cümleleri sıralarlar kart üstüne.
    Medeniyet dediğin iki yüzlü canavar işte.
    Çok konuştum be, ne dertlenmişim :)
    Nokta.

    YanıtlaSil
  2. heheh sittirella, bu adamlarin adetleri, kiyintidan yaptikklari seyle bize cok komik geliyo ve gelmeye de devam edecek¬

    YanıtlaSil
  3. ahahaa sonuna çok güldüm!! ben ajansta çalışırken ajansa kutu kutu kolalar, sütler, içkiler, paket paket bisküviler, sepet sepet simitler ve peynirler alınırdı. hatta birkaç yıl boyunca ptesi sabahları ofiste kahvaltı yapılırdı. zeytini, açması, balı, kaymağı hiçbir şeyi eksik olmayan sofralar düzülürdü ajans bütçesiyle. kıpti ingilizler bunları duysa düşer bayılır. içiniz fakir lan! pound kıymetli olsa noolur?!

    YanıtlaSil
  4. ege cidden öyle ya. inanır mısın şimdi sen deyince aklıma geldi, amerika ofisinde gazoz/kola/ekmek bedavaymış muhabbeti olmuştu forumda (işyerinin web sitesinde) orada yazılanları bi görsen, gülmekten ölürsün ya. hani orada ekmek neden bedava da burada değil diye isyan etmek isteyen fakat bunu kibarlıkla, politically correct olarak söylemek için kıvranan ingilizlerin dramı diyorum :))

    YanıtlaSil
  5. öyle bi içleracısı durum ki, ingiliz olmak zormuş abi... gülsem mi ağlasam mı...uehuehue

    YanıtlaSil
  6. vay gavatlar, dingilizler püahahah

    bu ofis canlısı türü dünyanın her yerinde ayrı bir cins, kıl tüy ve de yün oluyor.

    YanıtlaSil
  7. bizim işyerinde çalışabilirsin. çay, püskevit ve her türlü güzel şey şirketten. ben bazen arsızlığın üst seviyesine çıkıp patronu markete göndermeye yelteniyorum ama sonra o bana para veriyor ve gidip bi şeyler alıyorum. burdaki küçük taktiği anlamışsınızdır sanırım

    YanıtlaSil
  8. BEN ÇALIŞIRKEN TENCERE TENCERE LAHANA SARMASI, KISIR, HEDİK TAŞIMIŞTIM İŞ YERİNE.

    YanıtlaSil

en derin düşüncelerini dök bebeğim