koridor

Perşembe, Eylül 29, 2011

koridorun sonunu goremeden yuruyorum. duvarlar omuzlarimi siyiriyor, can sikici bu darligin icine ne zaman, nerede adim attim bilemeden yuruyorum. ne kapi ne de pencere yok gorunurlerde, daha da fenasi en ufak bir puruz bile yok. havasizlik hissi bogazima tirmanip icimi yakmaya basliyor. bilmedigim bir sebepten oturu, bu daracik koridorda surekli ileri gitmek zorundayim. caresizlik icinde aglamaya baslamaya cok az kalmisken. ilerde, belli belirsiz bir karalti seciyorum. bir masa.
uzerinde bir ayna duruyor. cekinmeden elime alip icine bakiyorum aynanin. kendimi goremiyorum cunku icinde sen varsin, ama sirtin donuk.
aynanin camina parmaklarimla vuruyorum, sanki otobusteymissin de ben disaridan sana sesleniyormusum gibi.
Yuzunu bana dondugunde goruyorum ki cok aglamissin. gozlerin kipkirmizi, dudaklarin sinirlarini yitirmis, yayilmis yuzune kirmizilikla.
Gormeyen gozlerle bana bakiyorsun, secemeden. Senin hic percemlerin olmadi, ama simdi keder sana percem olmus, hic farkinda olmadigin halde ruzgarla oksuyor alnini.
Yuzundeki boslugu gorunce anliyorum oldugumu.
 
Icim aciyor.
Ayna elimden dusup kiriliyor. Koridorun sonunda dev bir elektirikli supurge calisiyor, gerisin geriye cekiliyorum.
Karanlik beni yutuyor, en azindan bir  tane melek cikmasi gerekirdi karsima ama kimse yok.
En son yuzunu animsiyorum. Ustunde duran kederi.
Sana onu ben verdim. Simdi beni yok edecekler ceza olarak.
 
 
 

You Might Also Like

0 yorum

en derin düşüncelerini dök bebeğim