beyaz adamın köpeğine ağıt: marley and me

ben hayvanları çok seviyorum belki haddinden fazla. dün marley&me vardı tv'de, aman hadi iki izleyelim de kendimize gelelim, köpek şapşallığı görür eğleşiriz diyerek izledik.

efendim izlemez olaydım. ben şu "amerikan rüyası" sosu dökülerek ballandırılmış filmlerden biriyle daha karşılaşacağımı düşünmemiştim. Konu mu ne? Efendim bir köpek var : marley. çok sevimli ama çok yaramaz. evli bir çiftimiz(owen ve jennifer) köpeği alıyor ve güzel günler yaşanıyor ki buraya kadar her şey tamam.

Fakat marley yaşlanıp ölme kısmına gelince tazyikli bir duygu sömürüsü püskürtülüyor. insan kendini ağlarken buluyor! ağlarken kendine kızıyor... Allahın danaları, içine bir tane zenci koymadan film çekmişler. Gayet mutlu bir hayat, güzel bir ev, 3 çocuk, tam amerikan rüyasını yaşıyorlar. Ve sen bu adamın köpeği ölüyor diye üzülüp ağlıyorsun ulan!! dedim kendime. Keşke dünyada insanlar yalnızca mutlu bir ömür geçirmiş, yaşlı köpeklerin ölmesine üzülebilseler bir gün.

Bense daha doğurduğu çocuğu nasıl tutacağını bilmeyen minicik kızlara bakarak dünyanın filmlerde anlatıldığı gibi bir yer olmadığına çoktan inanmışım bile.

You Might Also Like

0 yorum

en derin düşüncelerini dök bebeğim