Üçüncü meme

Rüya görüyorum.

Rüyamda hiç olmamış, hiç dokunulmamış, el değmemiş bir ormandayım. Ayaklarım çıplak, ama ne taşlar batıyor tenime, ne böceklere basmaktan korkuyorum, ne de yosunlu kayaların soğukluğunda kayıyorum. Yorulmadan koşuyorum sadece, başsız saçlar gibi gökyüzüne uzanan ağaçların yörüngesiz dallarında tünemiş börtünün böceğin sesine bile aldırmıyorum. Terlemiyorum, korkmuyorum, hissetmiyorum.

Ormanın kalbini arıyorum. Kimse işaret edemez tam yerini. Orada, karanlığın derinliklerinde. Kendi nefesimden anlıyorum ormanın kalbine ne kadar yakın olduğumu. Hızlandıkça, biliyorum yaklaştığımı. Hızlandıkça azmim yükseliyor önümde, takibimden vazgeçmeye şu kadarcık niyetim olsa o sürükleyecek beni.

Karanlığa daldığımı ona ilk dokunuşumda anlıyorum. Ürpererek hissediyorum onu, vücudumun her noktasında, her kıl kökünde, her gözeneğinde. Yaslı kulaklarımın kıvrımlarından kasıklarımın, ayıbımın derinliklerine kadar.
Başımı öne eğdiğimde iki mememin arasında, bir üçüncüyü buluyorum; o da benim. Öyle gariban duruyor ki, diğer ikisi sanki ona sırt çevirmiş, öyle başı önünde...

Terlemiyorum; ama karanlık üçüncü bir göz gibi duran o yabancı memeye doğru akarken, uyanıyorum.

You Might Also Like

1 yorum

  1. I seldom leave comments on blog, but I have been to this post which was recommend by my friend, lots of valuable details, thanks again.

    YanıtlaSil

en derin düşüncelerini dök bebeğim